14 Haziran 2009 Pazar

Gece kirpiklime(Ablamın ödül aldıkları yazı)

GECE KİRPİKLİME
Bütün ilklerimi seninle yaşadım,tüm güzelliklerin yüklemi sensin;ikl acım ilk açlığım,ilk gülüşüm...Ömrümün beni açığa vuran gizli kalmış yanısın.
Sevgi kelimsinin manasını sorsalar;seni gösterir ve hiçbir şey söylemem.Sevgiyi tarif etmek seni anlatmaktır benim için.Çünkü sevgi sabırdır,sevgi ümittir,sevgi affetmektir gelecek günler adına.Sevi:iki hece,beş harf ve sevmek fiilinin en güzel hali;sende tecelli bulursa güzel,sen kullanırsan anlamlı,benim için kullanırsan lütuf.
Divan şairleri kirpik için "ok" mazmununu kullanmışlar.Kirpiklerin bana geceyi anımsatıyor.Sonbahar geceleri kadar ıslak,en az onlar kadar siyah kirpiklerin.Kirpiklerin mi gecenin rengine;gecenin rengi mi kirpiklerine öznmiş bilmem.Bunları söylüyorum diye sana;karanlığı hatırlatıyorsun sanma! En çok neyi seviyorum biliyor musun?Buğulu ve güneş gibi sıcacık şefkat dolu gözlerle bana bakışını,kalbimde ümit tomurcuklarını bitirişini,tuttuğun zaman kalbime dokunan ellerini...Gece kirpikli kadın,ömrümün her anı senle geçse zayi olmuş sayılmaz.
Bugün hiçbir şey alattığın eski zaman masallar gibi toz pembe değil,gece kirpiklim.Hiçbir hikaye mutlu sonla bitmiyor,nedense?Hayata karşı bir kat daha dirençli olmalıyım.Doğru yaşamak zor iş dersin ya hep;yanlış yapmaktan korkmuyorum.Yüreğim yenilgilerin acısını tatsa da geriye döndüğümde beni yüreklendirecek biri var! Sen varsın! Beni ayakta tutan tek neden:Sen!
Ümitlerim kalemin ucuna akarken,ondan çıkan kelimeler seni yazıyor,anlatıyor.Karamsarlıklarımı kalbimin kuytlarına gömüyorum.Sen üzülmeyesin,kızmayasın diye...
Şimdi korluyorum.Nedenini bilmediğim korkular var içimde ve gelecek kaygılarım.
Gce kirpiklim! Seni ve sevdini anlatmak çok zor.Kelimelerim aciz kalıyor adının yanında.Adın gelince fedekarlık geliyor aklıma,merhamet geliyor;bir ömür bitmeyen,ihanet nedir bilmek bilmeyen dostluk.
Öğrendiğim ilk şarkısını okuduğum ilk şiir mısralarımsın,cümlelerimsin,özlmemimsin,toprağmsın...Gece kirpiklim sen benim annemsin!Cennet sende saklı,senle anlamlı.Gece kirpiklim beyaz papatyalar tak saçına.Ve bir gün gidersem beni dularınla uğurla

11 Haziran 2009 Perşembe

KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN KOKUSUNU (çok güzel bir şiir)

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

Can Yücel

VEFASIZ BİRİNDEN "CAN"INA ÖĞÜTLER

Ayrılıklar gecenin karanlığını kuşanır.Bütün visallerde günün aydınlığını can! Geceye az kaldı.Ayrılık,gelini götürmeye gelen düğün alayı gibi kapımızda.Kimler ayrılmadı ki canından!
Ayrılığı Havva'sından,cennetten ayrılan Adem'e sor.Yusuf'u için inleyen Hz. Yakup'a,içindeki ejderle Züleyhaya,Leyla'sı için çöllere düşen Kâys'a,bileğiyle dağları oyan Ferhat'a, Şems için kavrulan Mevlâna'ya,binlerce evladını gurbete gönderen Anadolu'ya,hâılı gidenin ardında öylece kalanlara,ocak gibi yanan sor.
Geride kan hep mazlumdur,ineleyendir,ana misali can!Gidense hep acı verendir.Her şeyi alıp götürende odur,götürdüklerinin iki mislini bırakan da...
Nasıl gitmeli ki insan?Arkada bıraktıklarına son bir kere bakıp da öyle mi gitmeli yoksa ansızın çekip...Hayır, hayır geride bıraktıklarına dönüp bakmalı insan.Yaşadıklarını,paylaştıklarını gönlünün kuutulara yerlerştirmeli.Paylaşılan andır,zamandır,dönüşü olmayan ve tekrarlanmayandır...Paylaşılan hayattır can!
Ayrılıklar mecburiyetse bir de vefâdan bahsetmeli o zman.Hatırlaman gerekenleri daima vefâyla hatırla can! Arayan sen ol,bulan sen.Tanıyan sen ol kucaklayan sen.Git ne kadar uzaklara gidersen git ama vefâyı gönül heybenden eksik etme .
Haydi daha fazla durma karşımda öylece.Çünkü sen gitmele mecbursun bense...Yıldırımlar gibi bir an al ellerini benden.Su gibi aksın ellerin ellerimden.Yüreğini yüreğime,gözlerini gözlerime sakla.Ayrılıklar dilsizdir tek kelime etmden,beklemeden git.Kelimeler nasıl da yitiriveriyor anlamını.Yine de bir şeyler söyle giderken...Bilirsin arkada kalanın gözü yaşlı olur,yüreği acılı,gönlü ince.
İçimdeki korla,bağrımdaki volkanla İçimdeki korla,bağrımdaki volkanla öylce dağ dağ gibi arkada kalayım.Yapayalnız hecelerde kaybolan ben olayım.Sen sağlam adımlarla geleceğe yürürken,yıkılan ben olayım.Gülen sen ol,ağlayan ben.Yeşeren sen ol,kuruyan ben.Bana saplansın paslı mızrakların ucu,sana dokunmasın.En çılgın isyanlarını,savaşlarını,sırlarını gittiğin diyarlara götürme! Kötüye dair ne varsa benim yanımda kalsın.Benim avuçlarıma bırak acıları.Ben onları dua dua ak kanatlı güvercinler gibi göklere uçurayım.Brnim payıma ayrılık garlarında,hüzün esaslı anıların gönüllü bekçisi olmak düştü.
Sen geçmişi,yaşananları bana bırak can! Sadece olmak istediklerini,götürülmeye layık olanları al yanına.
Vefa nedir bilir misin?Vefa;arkanda bıraktığını giderken yaktığını yabana atmamandır.Vefa;paylaşımların asilliğine,imkansızlıklara rağmen verilen sözlere,hayallere ihanet katmamandır.
Şimdi ayrılık vakti can!Gecenin en karanlık vakti.Vakit gitme vakti.Birazdan gün doğacak.Simyacı da öyle der,gecenin en karanlık olduğu an,gün doğumundan birkaç dakika önceki andır.Belki yağmur yağacak,ardından rengarenk bir gökyüzü köprüsü.Bak sol yanından bir parça koydum heybene.
Güneş bütün gecelerden güçlüdür can! Çünkü güneş vefalıdır,gizlemez sevgisini.Yarasaların gözleri kamaşacak diye doğmaktan vazgeçmez.
Şimdi git! Uğurlar olsun can!!!